Modern meyvecilikte amaç, diğer tüm tarımsal faaliyetlerde olduğu gibi birim alandan en yüksek verimi ve en kaliteli ürünü almaktır. Bu da dünyanın meyvecilikte önde gelen ülkelerinin uygulamakta olduğu modern meyvecilik tekniklerini kullanmakla mümkündür. Bu teknikleri kullanabilmemiz ise, ancak meyve ağaçlarında cereyan eden fizyolojik olayları bilmemiz ve bu doğrultuda bitki besleme tekniklerini uygulamamız ile olabilmektedir. Meyve Ağaçlarında Çiçek Tomurcuğu Oluşumu, bitki bünyesinde meydana gelen birçok karmaşık olayın sonucunda gerçekleşmektedir. Çiçeklenme ve tomurcuk oluşumu gerçekleşmeden ürün alınması mümkün olmamaktadır. Meyve ağaçları, çok yıllık bitkiler olmalarından dolayı, çeşitli iklim değişikliklerinden kolayca etkilenebilmektedirler. Çiçek tomurcuğu oluşumuna ve çiçeklenme üzerine; sulama, gübreleme, besin maddelerinin depo organlarında birikimi (karbon asimilasyonu) gibi birçok faktör etkili olmaktadır.
Bu bağlamda içinde bulunduğumuz 2026 yılında çiçeklenme sezonundan başlayan yağışlar hala devam etmektedir. Bu durum sert çekirdekli meyve ağaçlarında çiçekte Monilya hastalığının oluşumunu arttırmıştır. Monilya hastalığı bulaşan kayısı ve diğer meyve türlerinde bakım, beslenme (Gübreleme), sulama, budama ve ilaçlama konularını çok bilinçli ve yeterince yapmamız gerekir ki bir sonraki yıl meyve ağaçlarımızda kaliteli meyve gözü oluşturalım ve verim alalım. Aksi taktirde bir sonraki yılda meyve alınamayacaktır.
Bu bağlamda ilimiz üreticilerinin bahçelerinde Monilya hastalığı sonrası aşağıdaki önlemleri alması çok önemli ve gereklidir.
1. Kayısı ağacında yapraklar ve sürgünler belli bir büyüklüğe geldikten sonra özellikle Mayıs ve haziran ayları içerisinde kış ve erken ilkbahar donlarından etkilenip kuruyan dallar ile Monilya hastalığı bulaşmış dallar budanıp bahçeden uzaklaştırılarak yakılmalıdır. Açılan yara yerleri aşı macunu veya su bazlı boya ile kapatılmalıdır. Budama aletleri ağaçtan ağaca geçilirken dezenfekte edilmelidir.
2. Kayısıda yaprak delen (çil) hastalığının bulaşma ve zarar yapma dönemi geldiğinde ağaçta meyve olsun olmasın üreticilerimizin çil hastalığı mücadelesini mutlaka yapmaları gerekir. Çil hastalığı sadece meyveyi etkilemekle kalmayıp ağacımızın, yaprak ve sürgünlerini de etkilemektedir. Özellikle meyve ağaçlarında ileriki dönemlerde sürgün ölümü ve yaprak dökümünün olmaması için üreticilerimizin mutlaka çil ilaçlamasını yapmaları önem arz etmektedir.
3. Bitki besleme uygulamaları bitkinin hızlı toparlanması amacıyla önce yapraktan (Yapraklar yarı büyüklüğüne ulaştıktan sonra) özellikle aminoasit ya da deniz yosunu içeren, ayrıca demir çinko gibi mikro elementleri ihtiva eden beslenme ürünlerini yapraktan vermek bitki organlarını hızlı onarmak açısından faydalı olacaktır. Monilya hastalığına yakalanmış meyve ağaçlarını ilk sulamadan önce topraktan özellikle fosfor, azot, çinko ve demir yönünde beslemek gelecek yılın meyve gözlerinin oluşumu ve gelişimi için oldukça faydalı olacaktır.
Bitki Besleme ürünleri zamanında ve doğru bir şekilde verilmelidir. Özellikle topraktaki faydalı böcek sayısının artması yanı antagonist canlıların artması yukarıda ismi belirtilen hastalık etmenlerinin azaltılması ya da etkisinin azaltılması için İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde bol miktarda yanmış hayvan gübresi, kükürt (Toz kükürt, Mikronize kükürt veya Sıvı kükürt) ya da Leonardit (Humik asit ve Fulvik asit) kullanması çok faydalı olacaktır. Unutulmamalıdır ki ilimiz topraklarının % 90'nında fazlasının kireç oranı yanı Ph değeri yüksektir. Toprağın kireç miktarını yanı Ph değerini düşürmeden yapılacak gübreleme çok faydalı olmayacaktır. Beslenme ürünleri ve toprak düzenleyiciler ağaçların taç genişliğine verilerek sürümle toprağa karıştırılması sağlanmalıdır.
4. Sulama sistemlerinden mümkün mertebe gölet usulü sulamalardan kaçınılmalı, mini spring sulama sistemlerinden herhangi biri ile kurulmuş ise bu sistemlerin ağaçların gövdesini ıslatacak şekilde değil taç iz düşümlerini ıslatacak şekilde kurulması sağlanmalı, mümkün mertebe ağaçların kök ve gövde kısmına zarar verecek sulama, gübreleme gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Özellikle kayısı üreticilerimiz artık çift damlama sistemlerine geçmelidir. Kayısı bahçelerinde en çok rastlanan kök çürüklüğü etmeni (Phytopthora), verticicillium, Eutypa, Cytospora ve Bakteriyel kanser (Pseudomonas syringae) gibi fungal ve Bakteriyel etmenlerinin etkisini artıran en önemli unsurlardan biri de kök bölgesinin aşırı sulanmasıdır.
5. Özellikle larvaları toprak altında zarar yapan Ağustos böceği ve Capnodis gibi zararlılara karşı kimyasal mücadele olmadığından bu zararlılara bahçe içerisinde kümes hayvanlarının bulundurulması, sürüm yapılarak larvalarının yok edilmesi ve yabancı ot temizliği gibi uygulamalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Nisan-Mayıs ile Ekim-Kasım aylarında Yağmurlardan sonra toprak tava geldiğinde hem bitki köklerinin havalanması, yabancı ot temizliğinin yapılmasını hem de böcek ve böcek yumurtalarının yok edilmesi amacıyla toprak işlemesi yapılmalıdır. Ağaç köklerinin zedelenmemesi için toprak işleme çok derin olmamalıdır. Sürüm derinliği 12-15 cm olmalıdır.
6. Kayısı ağaçlarında Erik Koşnili (Kabuklu Bit) varsa İl ve İlçe Müdürlüklerinde reçete yaptırılıp mutlaka doğru bir zamanda ve doğru ilaçlarla mücadele yapılmalıdır. Tavsiye dışı ilaçlar kullanılmamalıdır.
7. Sonbaharda kayısı ağacı yapraklarını %70-80 oranında döktüğünde mutlaka %3'lük bordo bulamacı kullanılarak koruyucu önlem alınmalıdır. Çiftçimiz son yıllarda bordo bulamacını terk ettiği için hastalık etmenleri çok daha fazla artmış ve yayılmış bulunmaktadır.
8. Kayısı üreticilerinin bakım, besleme ve mücadele yöntemlerini öğrenmesi, yukarıda belirtilen hususlara riayet etmesi, ayrıca kuruma görülen bahçe sahiplerinin İl ve İlçe Müdürlükleri ile temasa geçerek bu uygulamalarla ilgili bilgi sahibi olmaları ve reçetelerini yazdırmaları, konu ile ilgili sorunların çözümü için kayısı bölgelerinde toplantı talep etmeleri büyük önem arz etmektedir.